english
KADER GENÇ - IŞIK KARANLIKTA BEKLENİR
10 Ocak Perşembe 2013 - 07 Şubat Perşembe 2013

 

 

Ahmet  Cemal

 

Işığı aramak …

“Çağımız zorlanılmış özgün olmalara şahit olmuştur, yavaşça sönen uçan balonlar gibi, kimisi metrelerce yüksekte söndü…”

Kader Genç, 2011

         2011 yılındaki “İlk Resimler” sergisinde yer alan “Nesil” adlı tablo ile, şimdiki “Işık Karanlıkta Beklenir” başlıklı sergide gösterilen “Çoğul Yalnızlık” tablosu arasında bir karşılaştırma.

         Ya da, bu son sergideki “Ölümlere Alıştırılmış Kentler” ve  “Yarın Olacak” adlı resimlerin birlikte düşünülmesi.

         Ve hemen ardından, Georges Braque’ın (1882-1963) Paris’te, 1917’de yazdığı “Resim Sanatı Üzerine Notlar”ından kimi alıntılar: “Sanatta ilerleme, genişleme ile değil, fakat sınırların bilincine varmakla eşanlamlıdır …/ Sanatçı, yaratmak istediğini taklit etmemelidir…/ Görünüşler taklit edilemez; görünüş, sonuçtur…/ Ben, coşkuları denetim altına alan kuralı severim …”r

         Kader Genç, “İlk Resimler”den “Işık Karanlıkta Beklenir”e uzanan yolculuğunda, kilometre taşlarını karanlıktan çıkış halleri ile belirliyor. Karanlığın bir temel öğe olarak varlığı, sanki iki serginin de ortak noktası. Ama ortaklık, bununla başlayıp bununla bitiyor.

         Sonrasında başlayan, karanlığın acımasız bir gerçekçilik ile sergilenip çözümlenmesi ve ardından ışığa bu türden bir temelden yola çıkılarak atıfta bulunulması. Burada ‘acımasız’ nitelendirmesi, çok önemli. Çünkü ressam, neredeyse her resme göre farklı yoğunluk tonları taşıyan karanlıklarını iç dünyasındaki doludizgin kaymalara kesinlikle kurban etmiyor. Braque gibi, Kader Genç de “coşkuları denetim altına alan kuralı” seviyor. “Ölümlere Alıştırılmış Kentler” tablosunda ölmüş ve ölmekte olan insanlardan yansıyan karanlık, kendi başına ele alındığında, her türlü ışık yanılsamasının yolunu tıkayacak kadar koyu. Işık, henüz arka planda. Örneğin ‘daha şimdiden …’ gibisinden masalların çok uzağında. Karanlığın karanlık halini etkileyemiyor. Ama arka planda var.

         Bu ‘varoluşun’ anlamı bir umut parıltısı mı? Bilemeyiz. Çünkü ressam tam da o noktada, tam da bir adım daha atsa gerçekçilikten aşağı yuvarlanabileceği noktada bizden kılavuzluğunu esirgiyor.

         Karanlık ile, henüz çok uzaktaki aydınlık arasında herhangi bir köprü kurmanın, bu bağlamdaki olasılıklar üzerinde düşünmenin sorumluluğunu izleyiciye, bizlere bırakıyor.

         İstersek, biraz ötedeki – ya da bir önceki, sergiyi nereden gezmeye başladığımıza bağlı! – “Yarın Olacak” adlı tablonun önüne gidebilir ve iki resmi birden düşünmeye başlayabiliriz. O zaman bu ikinci tabloda yerde yatan çıplak kadının gözlerindeki ifade, köpek ve asılı adamın görünen ayakları ile geri plandaki parlak aydınlık arasında kuracağımız bağ, bize karanlıkta beklenen aydınlık konusunda ipucu verebilir.

         Kader Genç’in resimleri için yalnızca ‘bakma’nın hiçbir zaman yeterli olmayacağı kanısındayım. Eski Yunancada ‘görmek’ fiili, aynı zamanda bir şeyi maddi anlamda ele geçirmek, o şey üzerinde egemenlik kurmak anlamına da gelirdi. Bu açıdan yaklaştığımızda, önümüzdeki resimler bizimle gerçek bir diyalogun kapılarını ancak böyle bir durumda, yani onları zihinsel süreçlerimizden lerimizden ‘süzebildiğimizde’ açabilecek türden eserler…rmek

         Kader Genç’in bütün soyutlamaları çok güçlü. Bunun nedeni, soyutlamaları için hangi somutları çıkış noktası aldığını renkleri ve biçimleri fazla dolandırmadan göstermesi. Başka deyişle ressam, izleyicilerine örneğin : “Ben bir şey soyutladım, bilin bakalım neyi somutladım?” gibisinden sorular sormayı zorlama bir özgünlüğün aracı saymıyor. Bizleri, böyle soruların girdaplarından uzak tutarak doğrudan soyutlama ile – yani sanatla! – karşı karşıya bırakıyor.


 

Henüz haber eklenmemiştir.