english
EMEL ŞAHİNKAYA
17 Mart Salı 2015 - 10 Nisan Cuma 2015

Emel Şahinkaya-Günsür yaklaşık çeyrek yüzyıldır kendi ustalığına bağlı kalıyor, kendi metier’ sinin araç ve imkanlarına. Bunu yapmak (ve söylemek) kolay görünür. Ama sanatlarda son otuz yıl sanatçıyı bunu yapmamak için kışkırtan bir dönemdi: Bir başdönmesi vardı, herkes kendi bilgilerinin ve yeteneklerinin dışına çıkmaya çağrılıyor, hatta mecbur ediliyordu. Direnenler oldu, bunlardan bazıları kurudu, bazıları da Şahinkaya-Günsür gibi diretti ve başarılı oldu.

Başarı ne demek? İlkin, heyecanlandırıcı olmak, hala heyecanlandırıcı olmak demek. Heyecan, duygu yoğunlaşması, keskinleşmesi, Emel Şahinkaya-Günsür’ ün sanata  ‘gözlerini açtığı’  yılların, 1900’lerin sonunun, belki en önemli fikriydi. 1940’lı ve 50’li yılların gerek kübist gerekse figürative resmindeki durgunluğa, ölçülülüğe isyan ediliyordu. Nurullah Berk kuşağının resimden kovduğu hikaye ve duygu tekrardan ve daha da şiddetle dahil ediliyordu. Şahinkaya-Günsür de kendi gereçlerini en ünlü temsilcisinin Mehmet Güleryüz olduğu bu Neo-Ekspresyonist patlama içinde edindi. Doğa (ağaçlar, dallar, hayvanlar, günün saatleri, ışık) artık rasyonel bir düzenlemenin unsurları değil, sanatçının yaşanmış duygu hallerinin ifadesiydi orada.

Böyle bir çaba tekrarlandığında kısa sürede bir manyerizme, bir ‘poz’ a dönüşebilir. Şahinkaya-Günsür’ün işlerinde böyle olmadı, çünkü bir kere az (görece az) resim yaptı, ikincisi de bir tarzın, bir üslubun(Ekspresyonizm) mecburi konvansiyonlarından çok, kendi deneyimine, kendi duygusuna sadık kaldı. Sadece duygu şiddetinin, duygu ‘gösterişinin’ değil, duygunun azaldığı, belirsizleştiği anların da resmini yaptı. Ve bütün bu Neo-Ekspresyonist çıkışın en zayıf kalan yönüne, figüre, insan bedenine yöneldi.Yana doğru şefkatle (veya üzüntüyle) eğilmiş ama hala gururlu bir kadın bedenini Şahinkaya-Günsür’ den başka kim resmedebilir?

Henüz haber eklenmemiştir.
Henüz bir çalışma eklenmemiştir.