english
Sarf-ı Nazar
03 Eylül Çarsamba 2008 - 20 Eylül Cumartesi 2008

Sami Solmaz bu süreci şöyle anlatıyor:

“4 yıl önce belediye eski ahırları yıkmış, yeni ahırlar yapılana kadarda geçici olarak çadır ahırları yapmış. Ancak yeni ahırlar bittiğinde belediye yeni ahırlara dair o kadar katı askeri kurallar getirmişki at sahipleri bu şartları kabul etmeyip çadır ahırlarda kalmışlar.
İki yıla yakın bir zaman bu zıtlaşma sürmüş ve kimse geri adım atmamış. Bu arada belediye bu insanları yıldırmak için çadır ahırlarda atların dolaştığı boş alanlara çöp dökmeye başlamıştır. İnsanları çöplükte yaşamak zorunda bırakmışlardır.
2007 sonuna doğru kısmi anlaşma sağlanmış ve büyük bir çoğunluk yani yapılan ahırlara geçmiştir. Ancak bazıları halen eski çadır ahırlarda kalmaya devam etmektedirler.
Yaklaşık 1000 at ve 224 faytonun bulunduğu ahırlarda ne yazıkki nalbant için yer yapılması unutulmuş! Üstelik ahır yapımı için nalbantın binasıda yıkılmış.”

Arkadaşım Johnathan Roberts ile başladığımız istanbul fotoğraflarının ikinci etabı ‘adalı’lardı. Büyük adaya geldiğimde yapacağım çalışma için dolaşırken gördüm çadır ahırları. 21. Yüzyılda 2010 yılında dünya kültür başkenti olacak İstanbul’un en zenginlerinin oturduğu ve yazlık olarak kullandığı prens adalarında gördüğüm manzara tam anlamıyla bir ortaçağ görüntüsüydü. Ve bu ortaçağ görüntüsünün olduğu yer Büyük adanın en işlek yerlerinden birisidir. Hemen yanında Aya Nikola manastırı, karşısında Büyükada Yahudi cemaatinin kendilerinin yaptırdığı ve sadece Yahudi cemaatinin girebildiği Yıldırım spor tesisleri.
İlk anda gördüğüm ve dikkatimi çeken şey bu ucube yerin önündeki ağaçlara çekilmiş yırtık bir brandaydı. Oradan geçen insanların orayı görmemeleri için çekilmiş olan branda aslında daha fazla dikkat çekiyordu. Aslında görmediğimiz ya da görmek istemediğimiz şeyleri sakladığımız zaman onların aslında varolmadığını düşünüp yaşamımıza devam edebiliriz gibi düşünmekte ‘modern’ toplum. Bize dokunmadığı ve karşımıza çıkmadığı sürece sorun yok. Yeterki bizim yaşamımızda asla yer almasınlar. Sarf-ı Nazar ettiğimizde kendimizi daha güvende hissedip sırça köşklerimizde yaşamaya devam edebiliriz.

Oysa oradaki sorun sadece Belediye ile arabacılar arasındaki bir sorun değil bütün adayı ilgilendiren bir sorun. Belediyenin nihai amacı Faytonları kaldırıp adaya araç sokmak . Buna bir şekilde başlanmış bile. Statüsü olan bazı insanlar  sahip oldukları imtiyazlardan yararlanıp adaya araç sokmaya başladılar bile. Bunların en başında önemli gazeteciler gelmekte.
Ve adada yaşayan hiç kimse bu sorunu bırakın çözmeyi öğrenmeye dahi çalışmayıp yok sayma ya da görmezden gelmeyi seçmişlerdir.

Sami SOLMAZ
Henüz haber eklenmemiştir.